Psikoterapi nedir?

Psikoterapi nedir?

Psikoterapi, kendi kendinin ebeveyni olmayı öğrenme sürecidir.

***

Psikoterapi; iç içe geçmiş, karmaşık, belirsiz, karanlık, anlaşılması ve içinden çıkılması güç (dolayısıyla korku, kaygı, acı, üzüntü veren) durumları anlaşılır ve tanınır kılma sürecidir.

Anlaşılır ve tanınır kılma işini; soyutları somutlaştırarak yaparız.

Somutlaştırma, konuşma terapilerinde metaforlar (mecazlar) üzerinden,
psikodramada ise obje, eşya ve bedenler kullanılarak yapılır.

Psikoterapide metafor kullanımı; karanlıkta kalan bilinmezleri görselleştirir ve somutlaştırır. Somutlaştırma sayesinde duygular, durumlar, tutumlar ve ilişkiler; bakılır, görülür, etrafında dolaşılabilir, dokunulabilir, bir yerden başka bir yere taşınabilir hale gelir. Bu da, onların değişebilir olması demektir.

***

Somutlaştırmalar aracılığıyla terapist ve danışan beraberce, danışanın ruhsal bağlamının üç boyutlu bir hologramını inşa ederler. Değişim süreci, bu hologramın, dolayısıyla danışanın zihinsel yapılanmasının onarımı, güçlendirilmesi, gerekirse bazı bölümlerin yeniden inşasını içerir.

Yeni yapılanma, yani değişim süreci, danışanla terapistin duygusal ve zihinsel ortak emeğini içeren bir restorasyon ve/veya rekonstrüksüyon (yeniden yapılanma) sürecidir.

***

Psikoterapi; düğüm çözme, engel aşma, sorun giderme işidir.

Psikoterapi yolculuğunda, terapist, soruna yol açan davranışlara, tutumlara, durumlara, interaksiyonlara ve danışanın karanlıkta tekrar tekrar çarpıp durduğu engellere ışık tutar, dikkatle inceler, gördüklerini danışana işaret eder, kurduğu bağlantı ve metaforlarla engelleri görünce tanınır, anlaşılır kılar. Bu sayede danışan, engelle tekrar karşılaştığında çarpmak yerine görmeyi, tanımayı, engeli yolundan kaldırmayı ya da etrafından dolaşarak geçmeyi öğrenir. Sorunların hepsi çözülemez ama bu görece netlik sayesinde giderilebilirler.

***

Sorunların çözümü/giderilmesi; durumlara farklı pencerelerden bakabilmekle, farklı anlamlar yükleyebilmekle yani metaforları çeşitlendirmekle ilgilidir. Metaforların çeşitlenmesi bir ağacın dallanıp budaklanmasına benzer. Ağacın dallanıp budaklanması, çözüm yollarının, çarelerin ve anlamın çoğalması demektir.

***

Çözüm; mutlak zannedilen durumun mutlak olmadığının idrakı ile başlar. Ancak idrak yetmez. Danışan kendi alternatif anlamlarını üretebilir hale gelmelidir. Bunun için de danışanın kendi içindeki güç kaynağının yani yaratıcılığının açığa çıkarması gerekir.

Terapist kendi yaratıcılığını, spontanlığını ve teknik birikimini kullanarak danışanını yaratıcılığa teşvik eder. Ancak burada denge çok hassastır. Çünkü yaratıcılık, bilinçdışında olanı kullanıma açma sürecidir. Bilinçdışı ise vahşi ve ürkektir. Açığa çıkmak için güvenlik ister. Bu yüzden, yaratıcılığın hayat bulabilmesi için etrafına bir çerçeve çizilmesi gerekir. Bu çerçeve psikoterapinin güvenlik hattıdır, yani psikoterapi etiği. Psikoterapi en temelde etiğiyle tanımlı bir disiplindir.

***

İnsan ruhu da tıpkı bir bitki gibi serpilip gelişmeye, büyümeye eğilimlidir. Ama sistem ve içinde yetiştiğimiz aileler gelişimimizi ketler. Psikoterapi, doğal gelişim sürecimizdeki engelleri tanıma ve aşma, açıkları kapatma sürecidir.

***

Psikoterapi sürecinde hayata karşı genel bir dikkat pratiği gelişir. Yaşamımız biz farkına varmadan akıp geçen bir deneyim seli olmanın ötesine geçer.

***

Psikoterapi; baskıcı, katı, despot, cezalandırıcı ya da soğuk, uzak, ilgisiz, kayıtsız ebeveynin bireyin ruhunda yarattığı sorunların ele alındığı, analiz edildiği, çözümlendiği ya da giderildiği bir süreçtir. Bu süreçte, danışan çoğunlukla “iyi ebeveyn” figürü olarak modellediği psikoterapistin varoluşu üzerinden kendi kendinin “iyi ebeveyni” olmayı öğrenir.

***

Psikoterapi, aynı zamanda, kendi kendinin terapisti olmayı öğrenme sürecidir.

Danışan terapisti, sadece ebeveyn figürü olarak değil, iyileştirici bir figür olarak da örnek alır ve içselleştirir. Böylece danışan, kendi içinde, dengeler bozulduğunda başvurabileceği bir rehber, bir terapist inşa eder.

***

Psikoterapi, hikayelerin karşılaşması ve mecazların paylaşımıdır.

Biyolojik tanımı ‘homo-sapiens’ olan insanın, toplumsal tanımı ‘homo-narans’ yani ‘hikaye anlatan’dır. Bizler; kendini hikayelerle şekillendiren, ötekini hikayesiyle tanıyan, hikayeleriyle hayat bulan varlıklarız. Hikayeler üzerinden ilişki kuruyoruz. Hikayelerimizin geçişliliğini sağlayan taşıyıcılar ise nesnelere, olgulara, olaylara, kişilere yüklediğimiz öznel anlamlar; başka bir deyişle metaforlardır.

***

Psikoterapinin anlamı, danışanın ve psikoterapistin içsel kaynakları olan öznel anlamlarıyla belirlenir. Danışanın kaynaklarını (anlamlarını) kullanmayan bir psikoterapi düşünülemeyeceği gibi, terapistin kaynaklarını kullanıma ve değişime sunmadığı bir psikoterapi, eksik ve yarım kalır.

***

Psikoterapi, travmaların ve/veya acı veren durumların yarattığı duyguların içinden cesaretle yürüyüp geçebilme sürecidir. Bu süreçte terapistin cesareti danışana örnek ve rehber olur, danışanın kaybetmiş olduğu yaşama cesaretini yeniden kazanmasını sağlar.

***

Psikoterapi, yoldaşlıktır.

Psikoterapistin empatik oluşu ve yardım etme refleksi sayesinde, terapistle danışan arasında bir terapötik ittifak kurulur. Bu ittifak beraberce yola koyulmayı mümkün kılar.

***

Danışan, bir bakıma; olmak istediği kişi ile olduğunu düşündüğü kişi arasındaki kapanmayan mesafe ve o mesafenin kendisine verdiği acı yüzünden terapi koltuğundadır. Zira insan, timsah olmak isteyen tavşandır. Sistem de temelde bu hayali besler ve muhteşem timsah tasvirlerini, timsahlığa giden kısa-yolları bireye dayatır durur. Bu durum ve şartlarda, psikoterapist, danışana şunu söyler;
– Ne yazık ki sizden bir timsah yapamayız sayın tavşan. Ama dilerseniz havuçla aranızı düzeltmeye çalışabiliriz.

***

Psikoterapi temelde bir ilişki biçimidir.

İlişkiler başlar ve aslında hiç bitmezler. O ilişkiden taşınırız sadece.

Terapötik (iyileştirici) ilişki de böyledir. Hayatımızda iyileştirici bir ilişki başlar ve etkileri genişleyen bir sarmal gibi bütün yaşamımıza yayılır.

Dolayısıyla daha ilk seansta psikoterapi dosyası açılmıştır. Ne zaman istersek üzerine tıklayıp tekrar açabilir ve dosyadaki bilgi ve deneyimden faydalanabiliriz.

***

Terapistle danışan arasındaki terapötik ilişki gerçektir. Terapist de zihinsel ve duygusal olarak danışanla etkileşim halindedir. Terapist seans dışında da (danışan gibi) o etkileşimle meşgul olur. Psikoterapinin profesyonel koşullarda yapılması ilişkinin sahte olduğu anlamına gelmez. Ücret terapötik ilişki için ödenmez, mesai için ödenir.